Yağlar ve Yağ Metabolizması

YAĞLAR VE LİPİDLER

Gerçek yağlar ve yağa benzeyen bileşikler lipidler grubunda toplanırlar. Bir maddenin lipidlere dahil olmasında temel etken çözünürlük özelliğidir. Yağlar lipid sınıflarında basit esterler grubunda bulunurlar. Lipidler grubunda çok değişik bileşikler vardır ve bu kadar değişik bileşiklerin bu grupta toplanmasının nedenlerinden en önemlisi; bu maddelerin metabolizmasının büyük bir ortaklık göstermesidir.

YAĞLAR

Suda çözünmeyip eterde çözünen ve dokunulduğunda kaygan hissini veren maddelerdir. Yağlar üç temel gruba ayrılır: Mineral yağlar, Durağan bitkisel ve hayvansal yağlar ve Uçucu bitkisel yağlar. Yağları durağan yada uçucu olarak adlandırmamıza yol açan bunların ısıtıldıklarında buharlaşıp buharlaşmamalarıdır.

Biyolojik olarak yağlar belli bazı mono-karboksil asitlerin gliserin ile yaptıkları esterlerdir. Birçok hayvan ve bitki tarafından yapılan yağlar, doğal bir depo maddesi niteliğini taşır. Yağlar suda çözünmez; doğada ya sıvı, yada katı halde bulunur. 20°C’de sıvı olan yağlar genellikle sıvı yağ olarak adlandırılır ve bitkilerle ve balıklarda bulunur. Yağlar insan besinleri arasında en yoğun enerji kaynağını oluştururlar; gerçekten bunların sağladığı enerji miktarı, nişastanın sağladığının iki katıdır. Fakat yağların yıkımının zorluğu yağların enerji kullanımında karbonhidratlardan daha sonra gelmesinin nedenidir.

7 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Sentrozom Nedir

Sentrozom, yosun ve Eğrelti otu gibi ilkel bitki hücrelerinde ve sinir hücreleri hariç tüm hayvan hücrelerinde çekirdeğe yakın bir yerde bulunur.Ayrıca mantar hücrelerinde de bulunur. Ancak yüksek yapılı bitki hücreleri ve yumurta gibi hücrelerde bulunmaz.

Sentrozom, birbirine dik iki silindirik cisme sahiptir. Her sentriyol, birbirine paralel üç küçük tüpten oluşmuş, dokuz iplik içerir. Bu iplikler protein yapısında olup arası matriks ile doludur.Sentrozom organeli zarsız bir organeldir.Mikrotibüller silidirik oluşturacak şekilde dizilirler…
İğ iplikleri bölünme sırasında kromozomların ayrılması ve kutuplara taşınmasında görevlidir.Hayvan hücresinde bulunur.Sentrozon adıyla verilen çubuklardan meydana gelmiştir. Yani görevi kısaca hücre bölünmesi sırasında zıt kutuplara ayrılarak aralarında iğ iplikleri oluşturur.

7 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Bitkiler ve Yapısı

Şekil ve yapı bakımından benzer olan aynı görevleri yapan hücrelerin meydana getirdiği topluluğa doku denir.Dokuları inceleyen bilim dalına Histoloji denir.
            Dokular ikiye ayrılır:
            1.Bitkisel dokular
            2.Hayvansal dokular
Şekil ve yapı bakımından benzer olan aynı görevleri yapan hücrelerin meydana getirdiği topluluğa doku denir.Dokuları inceleyen bilim dalına Histoloji denir.

Bitkisel dokuların sınıflandırılması
BİTKİSEL DOKULAR (İkiye ayrılır) 
Sürgen (Meristem) Doku:
Bitkilerde bölünme yeteneği sürekli olan dokudur. Sürekli bölünerek değişmez dokuları oluşturur.Bu doku bitkinin uzamasını ve kalınlaşmasını sağlar.
1.Birincil Meristem :               
            Kök gövde ve dal uçlarında bulunur.Boyuna büyümeyi sağlar.
2.İkincil meristem(Kambiyum) :     
            Bu doku değişmez doku hücrelerinin bölünme yeteneği kazanmasıyla gelişir. Bitkinin enine kalınlaşmasını sağlar.
Değişmez dokular:
            Birincil ve ikincil meristem doku hücrelerinin gelişme ve farklılaşmasından oluşur. Değişmez dokuları meydana getiren hücreler, bölünebilme özelliğini kaybeder.
            Değişmez dokular yapı ve görevlerine göre gruplandırılır:
           1.Parankima dokusu:
            Bitkilerdeki diğer doku ve organların arasını doldurur. İşlevlerine göre özümleme parankiması, havalandırma parankiması ve depo parankiması olarak üç gruba ayrılır.
            2.Koruyucu doku :
            Bitkilerde kök , gövde ve meyvelerin üzerini örter. Hücre çeperi kalındır. İki gruba ayrılır.
            a-Epidermis:
           

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Besin Zehirlenmesi

Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin önemli bir sorun haline gelmesine yol açıyor. Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamülleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer alıyor. 

Akdeniz diyetinin vazgeçilmez unsurları olan meyve ve sebze ağırlıklı beslenmenin en sağlıklı beslenme biçimi olduğunda uzmanlar birleşiyorlar. Fakat Türkiye’de sebze ve meyve açısından bolluk ve çeşitliliğe rağmen besinlerin saklanması, pişirilmesi de büyük önem taşıyor. 

Besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özenin gösterilmemesi, besin zehirlenmelerine yol açabiliyor. Besin zehirlenmeleri kontamine yiyecek ve içeceklerle oluşuyor. Besinler ve içecekler infeksiyona yol açan mikroorganizmalarla veya toksit maddelerle bulaştıklarında zehirlenmeye neden oluyorlar. Bunların yanısıra nadiren yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesi tablosunu ortaya çıkarabiliyor.
Besin zehirlenmeleri az gelişmiş ülkelerde daha sık gözleniyor. Bunda yetersiz çevre koşulları, toplumun düşük eğitim düzeyi de önemli rol oynuyor. “Gelişmiş ülkelerde de besin zehirlenmesi görülüyor. Bunda ise artan yaşlı nüfus, bağışıklığı baskılanmış hasta sayısındaki yükseliş, çok büyük ölçeklere varan besi hayvancılığı ve tavukçuluk nedeniyle potansiyel rezervuarların artması etkili oluyor. Ev dışında daha çok yemek yenmesi de zehirlenmelere neden olan faktörler arasında yer alıyor” diye konuşuyor.

Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanması ve sunulması aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmamasının besin zehirlenmelerinin önemli bir sorun haline gelmesine yol açmaktadır. Ayrıca; “Kişisel hijyene dikkat edilmemesi, suların kirli olması, lağım sularının uygun şekilde izolasyonunun yapılmaması, dezenfeksiyonun yetersiz olması, taşıyıcıların tedavi edilmemesi, besin zehirlenmelerine neden oluyor. Besin zehirlenmelerinin belirtileri tabloya yol açan bakterinin özelliğine göre değişiyor. Ancak pek çoğunda, bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı, kanlı-mukuslu olabilen ishal, özellikle kolera gibi şiddetli ishal ile seyreden tablolarda su kaybı belirtileri ile oluşuyor. Süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekleri, tavuk mamülleri diğer kümes hayvanlarının etleri ile hazırlanan yiyecekler, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski yüksek yiyeceklerdir.”

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Deri

Deri veya cilt, insanlar ve hayvanların vücutlarını kaplayan en üst katman olup, altında barındırdığı kas ve organları koruyan ve doku tabakalarından oluşan bir örtü sistemi organıdır. Bu tabakanın altında yağ tabakası vardır. Yağ tabakası vücudumuzu sıcak tutar ve darbelere karşı korur. Burada bulunan ter bezleri boşaltıma yardımcı olur.

Cilt bizi dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta, destek dokusu olan kollajen, kan damarları ve salgı bezleri bakımından zengin dermis tabakası yer alır. Ortada stratum bazale denilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk yaparlar ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte birikirler ve stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar. Stratum bazalenin üstünde yer alan tabaka Stratum spinozumdur. Bu iki tabakaya histologlar Stratum germinativum da demektedirler. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. Çünkü dökülüp yenilendikçe yeni deri daha temiz olur. İnsanın cildi kendini yaklaşık her 28 günde bir yeniler. Erkeğin cildi bir kadının cildine bakarak daha kalındır ve bu yüzden kendini yenileme süreci daha uzundur.

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Biyoloji

Biyoloji veya canlı bilimi, canlıları inceleyen bilim dalıdır.

Biyologlar, tüm canlıları; tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte inceleyen, biyoloji bilimiyle uğraşan kişilerdir. Birçok süreci bünyesinde barındıran hayati süreçlerden bazıları; enerji ve maddenin işlenmesi, vücudu oluşturan maddelerin sentezlenmesi, yaraların iyileşmesi ve tüm organizmanın çoğalmasıdır.

Hayatın gizemleri, tarihteki tüm insanları etkilediğinden; insanın fiziksel yapısı, bitkiler ve hayvanlar hakkındaki araştırmalar tüm toplumların tarihlerinde yer bulur. Bu kadar ilginin bir kısmı, insanların hayata hükmetme ve doğal kaynakları kullanma isteğinden gelmektedir. Soruların peşinden koşmak, insanlara, organizmaların yapıları hakkında bilgi kazandırdı ve de yaşam standartları, zamanla yükseldi. İlginin bir diğer kısmı ise, doğayı kontrol etme isteğinden çok, onu anlama isteğinden gelmektedir. Bu araştırmaların ilerletilmesi, bizim dünya hakkındaki düşüncelerimizi değiştirmiştir.

Biyolojinin; botanik, zooloji ve tıp gibi birçok dalı eskidir. Ancak, bunları tek bir kategori altında toplayan “biyoloji“, ancak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu bilmin gelişmesiyle, bilimadamları, bütün yaşayan varlıkların, ortak bazı özellikler taşıdıklarını anlamışlardır. Bu nedenle de varlıkların bir bütün içersinde incelenmesinin yararlarını kavramışlardır. Biyoloji, günümüzde, en önemli bilim dallarından biridir: Tüm yeryüzündeki biyoloji ve tıp dergilerde, yıllık bir milyon makaleden fazla yayımlanmaktadır.[1] Aynı zamanda, biyoloji, yeryüzündeki tüm okullarda öğretilen ana derslerden biridir.

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Bitkisel Dokular Meristem Doku

Meristem doku (bölünür, sürekli, sürgen, değişken doku) hücrelerinin çekirdekleri büyük, sitoplazmaları fazla, kofulları küçük, çeperleri ince ve metabolizmaları hızlı olan bir bitkisel doku türüdür. Meristem dokuda hücreler arası boşluklar yoktur. Meristem doku hücrelerinin temel özelliği sık sık bölünerek(mitoz bölünmeyle) yeni hücreler meydana getirmesidir. Meydana gelen hücreler farklılaşarak sürekli doku hücrelerine dönüşür.

Türleri

1- Meristemler bulundukları yere göre 3e ayrılırlar

  • Kök, gövde veya bunların yan organlarının uçlarında bulunan ve bu organların boyca büyümesini sağlayan meristem dokuya apikal meristem,
  • Sürekli dokular arasında kalan ve bulunduğu organın uzunlamasına büyümesini sağlayan meristem dokuya interkalar meristem,
  • Çevreye paralel bölünerek organların enine büyümesini sağlayan meristem dokuya ise lateral meristem denir.

2- Meydana gelişlerine göre de ikiye ayrılırlar

  • Primer meristem: Herzaman bölünme yeteneği olan meristem hücreleridir.
  • Sekonder meristem: Uzun zamandır bölünmeyen hücrelerin tekrar bölünme yeteneği kazanarak sürekli bölünen hücerelerden oluşan meristem.

Meristematik doku yüksek yapılı bitkilerde üç tabaka halindedir. 1-Dermatogen 2-Periblem 3-Plerom

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Balıklarda Mide Analiz Yapımı

Balıklarda mide analiz yapımının amacı belirli bir bölgede yaşayan balık türlerinin sindirim aygıtlarında hangi organizmaların ne şekilde bulunduğunu tespit etmektir. Bu şekilde yapılacak işlem için belli zaman aralıkları içinde belirlenen alanda (göl, deniz, akarsu )yakalanan balıkların sindirim muhteviyatı bulunma frekansı ve sayı yöntemleri kullanılarak incelenir. Sonuçta incelenen balıklardan elde edilen veriler bu konuda çalışmış olan bilim adamları tarafından yapılmış olan sistematik veriler kullanılarak sistematikleri yapılır. Sistematik sonuçlara göre incelenen balıkların sindirim aygıtlarından elde edilen organizmaların bitkisel organizma veya hayvansal organizma oluşlarına göre ayrılır. Elde edilen organizmalar türlerine kadar teşhis anahtarları kullanılarak tür teşhisleri yapılır. İncelenen balık örneklerinin aylara göre dağılımı sindirim aygıtlarında saptanan organizmaların birer aylık ortalaması, üçer aylık ortalaması, bu organizmaların aylık bulunuş frekans yüzdesi, üç aylık bulunuş frekans yüzdesi ve yıllık bulunuş frekans yüzdesi aylık sayısal yüzdesi, üç aylık sayısal yüzdesi ve yıllık sayısal yüzdesi bulunur. Elde edilen bu verilerle çizelgeler ve histogramlar hazırlanır. Çalışılacak olan alanda daha önce hangi bilim adamlarının çalıştığı tespit edilmeli ve bu alanda çalışan bilim adamlarının elde ettikleri veriler çalışma sırasında yardımcı olmak üzere kullanılır. Çalışılacak alanın coğrafik özellikleri tespit edilerek yazılır ve elde edilen veriler alanın diğer özellikleri ile karşılaştırılmalıdır. Bulunduğu bölgedeki iller ile arasındaki mesafeler kaydedilmelidir.İncelenecek alan ile etrafında bulunan iller yön olarak belirtilmelidir. İncelenecek alan göl yada akarsu ise alanın denizden yüksekliği etrafında bulunan dağların yükseklikleri ve yönleri, isimleri kaydedilmelidir.

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Hücrenin Yapısı ve Görevleri

1- Canlıların Ortak Özellikleri :
Çevremizdeki varlıklar canlı ve cansız varlıklar olarak iki grupta toplanırlar.
Cansız varlıklar katı, sıvı ve gaz halindeki maddelerden oluşur.
Canlı varlıklar insanlar, hayvanlar ve bitkilerden oluşur. Canlı varlıkların tamamında görülen özelliklere canlıların ortak özellikleri denir. Bütün canlılarda görülmeyen özellikler ise ortak değildir. (Fotosentez yapma, yer değiştirme, iskelete sahip olma…).

Canlıların Ortak Özellikleri Şunlardır ;
1- Hücrelerden oluşma.
2- Beslenme.
3- Büyüme ve gelişme.
4- Hareket etme.
5- Solunum yapma.
6- Boşaltım yapma.
7- Çoğalma yani üreme.
8- İrkilme yani tepki verme.

2- Hücrenin Yapısı ve Görevleri :
Bir canlıyı oluşturan en küçük yapı birimine hücre denir. (Bir canlının canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine hücre denir).
Doğada yaşayan canlıların tamamı hücrelerden oluşmuştur. Canlılardan bazıları tek bir hücreden, bazıları da çok sayıda hücreden oluşmuştur. Her canlıyı oluşturan hücrelerin sayısı ve büyüklüğü aynı değildir. Canlıyı oluşturan hücrelerin görevlerine göre şekli ve büyüklüğü farklı olabilir. (Bilinen en küçük hücre, bakteridir. En büyük hücre deve kuşu yumurtasının sarısı, en uzun hücre de yaklaşık 1 m uzunluğunda olan sinir hücreleri örnek olarak verilebilir).
Hücre gözle görülemeyip mikroskopla incelenir. Mikroskopla canlıları ilk inceleyen bilim adamı Lövenhuk’ tur. (16.yy da terzilik yaparken büyüteçte kumaşları incelerken mikroskobu bulmuştur). Lövenhuk incelediği göl suyunda tek hücreli canlıları görmüştür.
Hücre ilk defa 1665 yılında İngiliz bilim adamı Robert Hook tarafından bulunmuştur. Robert Hook şişe mantarını incelerken gördüğü boş odacıklara (bal peteği şeklinde) hücre adını vermiştir.

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk

Organlar Akciğer

Akciğerler göğüs boşluğunda yüreğin sağ ve solunda az çok piramit şeklinde olan solunum organlarıdır. Taban kısımları diyaframın üzerine oturmuştur. Göğüs çeperine bakan yüzeyleri dış bükey, yüreğe bakan iç yüzeyleri ise iç bükeydir. Akciğerlerin dış yüzeyi düzgün ve parlak olup bu parlaklık akciğerleri örten palevranın visceral yaprağındandır. Rengi, yeni doğmuş çocuklarda esmer-kırmızı, gençlerde pembe, ergin ve yaşlılarda ise pembe-mavimtıraktır.İnsan yaşlandıkça akciğerlerin yüzeyinde bir takım pigmentler belirir. Bunlar solunum sırasında akciğerlere kadar giren yabancı cisimleri meydana getirdikleri oluşuklardır.
Akciğerlerin ortalama olarak yükseklikleri,omurga tarafındaki kenarlarında 25cm olup önden arkaya olan kalınlıkları tabanda 16cm ,genişlikleri ise yine tabanda sağ akciğerlerin 10cm,sol akciğerlerin 7cm dir.Yüreğin sol akciğer üzerine yaptığı basınçtan dolayı bu akciğer küçük kalmıştır.Sağ akciğer,sol akciğerden 1/5 veya 1/6 kadar büyüktür .Ayrıca sağ akciğer karaciğerin sağ lopunun yaptığı kabarıklıktan dolayı sol akciğere nazaran biraz yukarıdadır.Yine bu akciğer üzerindeki iki yarıkla üç lopa ayrılmıştır.Sol akciğer ise bir tek yarıkla iki lopa ayrılmıştır.Akciğerlerin hacmi yaşa, şahsa ve cinse göre değişir .Ağırlıkları yetişkin bir erkekte 1300gr olup bunun 700gr mı sağ ,600gr mı sol akciğere aittir .Kadınlarda ise sağ akciğer 550gr,sol akciğer 450gr kadardır.İçerisinde hava bulunan akciğerler daha hafiftir.Yeni doğmuş ölü bir çocuğun akciğerlerinin nefes almamış olduğu suya atılarak anlaşılır.

Eğer nefes almış ise suyun yüzeyinde kalır .Almamış ise suyun dibine çöker.Akciğerler yumuşak olduğundan parmakla basılınca çökertilebilir.Üzerlerinde fazla basınç yapılırsa alveol keseciklerinin yırtılmasından dolayı bir çıtırtı duyulur.Bu taktirde hava kabarcıkları plevranın akciğerleri örten yaprağı altına gözle görülebilir.Akciğerler kolay yırtılmazlar.Bu nedenle,alveolleri dolduran havanın basıncına mukavemet ederler. Akciğerlerin Yapısıkciğerleri dıştan seroz yapıda olan çift katlı plevra zarı örter.Her akciğerin ayrı bir plevrası vardır. Plevranın dış katı göğüs çeperine yapışmıştır.Bu kat parictal yapıda olduğundan parictal plevra adını alır. Plevranın diğer katı akciğerlerin yüzeyini örter. Buna da visceral veya pulmonal plevra denir. Bu iki yaprak ayrı olmayıp akciğerleri hilus kısmında birbirleriyle birleşirler. Ayrıca bu iki yaprak iç içe olduğundan birbirleriyle sıkı temas halinde olup aralarında plevra boşluğu bulunur. Her akciğerin ayrı bir plevrası olduğundan aynı şekilde her bir akciğerin etrafında ayrı bir plevra boşluğu bulunur. Bu boşlukta akciğerlerin hareketini kolaylaştıran bir sıvı vardır.

6 Eylül 2011
Okunma
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed
reklam
seo kitabı
reklam
reklam

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Siteler

Ödev